Biraz dengesiz, çoğu zaman derin düşüncelere dalan, kitaplarla göbek bağı olan, duygularına gem vurmak yerine başıboş çayırlara salan, ruhsuz ve aynı zamanda aşırı hisli bir melankolik, aşık olabilmeyi başarmış lakin aşkını kaybetmiş çatı katlarında arayan bir gezgin... Öylesine ve her şeylesine, bütünüyle ama bir çimdik kadarcık, naçizane bir, bir, bir....
23 Şubat 2017 Perşembe
22 Şubat 2017 Çarşamba
AÇLIĞIMIN SESİ
Dondurulmuş bir yemeği hazırlamak kadar zahmetsizdi beni sevmek
Sıradan, öylesine bir sergüzeşttim içgüveysinden hallice
Bir sen duyma diye çırpınırdım
Bir sen anlama diye ne dualara avuç açardım
Senin pervasız gülüşlerine saklanırdım
Saatlerce ararken sen beni sobelemek için
Ben öylesine bir kadındım
Sana tutkun sana meftun
Sen aman vermez bir adamdın
Bana ruhsuz, bana hayal
Tüm duygularımı seninle hamur yaptım dün gece
Arasına senin hayalini koydum
Yoğurdum, yoğurdum
Ta ezelden ebede tüm vakitlere hakim mevcudata değil
Aklımın ve kalbimin laf dinlemez inadına
Sövdüm, saydım
Nasılsa duymaz sesimi diye
Sonra pişmanlıktan uzak olduğumu
Karanlığın en dibine
Haykırdım, haykırdım...
18 Şubat 2017 Cumartesi
ALDANIŞBana dair senleri topladığımda
Sana ait hiçbir şey kalmamış olacak
Rüzgarlarla hesabımı kapattıgımdan gecikmelerim
Yoksa anka kuşunun kanadından bir tüy koparıp
Tanrıların dağına selam verir
Kafi değil diye ellerimi saçlarında gezdirdiğim anılarla bocalarken zihnim
Fırtınadan önceki sessizlikle pazarlıgımı reddederim.
Arzın en derinine inen hayallerime inat kalemim elimde yine
Sana raks ettiren fikirlerimle harp eden yüreğim
İsyan ediyor bu gece
Garipsememi tuhaf buluyor bu asiliği
Hangi dem kurmuştum ben bu fasılın son paresini
Hangi vakit sana lutfeden muhterem sözlerimle
Senden uzak aynı anda senin ruhuna eş olmuştum...
10 Şubat 2017 Cuma
SENDEN DOĞUŞ

Güneşe sarılmalı şimdi alışılagelmiş yokluğun
Sımsıkı sarılıp hiç bırakmamalı
Yaşamanın, yaşayıp var olmanın tek yolu
Yeniden mücadelenin tadına varmanın
Lal edip feveranlara boğulmuş yüreklere
Yeniden el vermeli umutlu gülümseyişlerle
Yarınlara selamlar, hayallere merhabalar sunmalı...
Her türlü zifiri karanlığa inat, hep güne katılmalı...
6 Şubat 2017 Pazartesi
TAHAMMÜLDEN TAHAYYÜL
Damla damla alıştım sensizliğe, içimin burkulmalarına aldırış etmeden.
Vakitsiz ve amansız bir tutkuya hiç mola verdirmeden
Tutuşan canevime zulmettim merhamet etmeden.
Yağmurların susmasına dahi mana yükleyen bir dervişim diyemem
Lakin damlalara özgürlük sağlayacak kadar cömert kalbim.
Sonbaharı sevdiğini biliyorum,
Ve yağmurları...
Onları sana boğan sensizlik çırpınıyor
Çırpınıyor, çırpınıyor da...
Kurtuluşu var mı, mümkün mü?
''Var'' diyemem... ''Yok'' hiç diyemem...
1 Şubat 2017 Çarşamba
Bir
zehir ki dillerinde
Dilim
acır da konuşamam,
Hissiz
kalabalıklardayım.
Şimdi
sen karar ver kimsem misin?
Kimsesiz
miyim insan aleminde?
Gam-ı
güsarım sen misin?
Fütursuzca
severim ben
Bak!
Duy sözlerimi!
Senden
başka yar yok canan yok.
Yokluğun
karanlıklarda ilmek ilmek dokundu kalbime
Okunmadı
bir sela, eğer kıyam uyanmaksa
Kıyam et ki gör gerçeği
Kıyam et ki gör gerçeği
Benim
senden çok seven
Benden
fazla yok.
Şimdi
söyle bana kimsem misin? Kimsesiz
mi?
UNUTMAK
Hınzır
bakışlarında yapmıştık son dansımızı hatırlıyorum.
Zaten
hafızamın tüm kayıtları işgalin altında
Başkaldırmak
ne mümkün, isyan ne haddime!
Hangi
sokak özgürlüğe çıkar?
Hangi
yoldan dönsek sıyrılırız bu işten?
Hangi
köşeyi dönsem sen, sen, sen…
Tüm
çıkmaz sokaklar mı kuşatman altında?
Sığınmacı
olsam çıkışı olmayan ülkelere
Ya
da limanlara sığmayan gemilere…
Son
dansımızı yapmıştık bırakmaya meyilli gevşek kollarında
hatırlıyorum.
Zaten
unutmak senin çıkmaz sokak sakinlerinden,
Hiç
bakmıyor yolunu kaybetmiş ya da kaybını yol etmiş ben gibi
meczuplara…
Özlemlerim
seni özlüyor, gözyaşlarım sana gülümsüyor,
Bakışlarım
daha donuk daha garip…
Bana
dair her ne varsa sana itaat etmeyi ibadet sayıyor
Karşı
çıkmak ne mümkün!
İsyan
ne haddime!
Emrinde
her damlası kanımın ve iliklerim sana gebe
Her
bir hücrem sen,
Ve
yine kabullenmeyip tekrar dönüp baktığımda
İnatla
yine sen, sen ve sen…
Sanki
nefesin tüm bedenimde,
Sanki
ilk defa karşılaşılan biri gibi yabancı,
Tüm
zıtlıklar senden bana kalan.
Varlığımın
en birinci nedenidir
Basit
bir dudak büzüş,
Her
daim sarıp sarmalayan kışkırtıcı bir gülüş, bir süzülüş…
Sanki
dokunsam yakalayacak
Sanki
çöldeki serap kadar yalan
Sen
öpücükler kondururken usulca dudaklarıma
Acımasız
sarsıntılar etki etmez cılız varlığıma.
Bir
mum gibi eriyip gider bakışlarım
Denizleri
kıskandıran nazar boncuklarında.
Öyle
durup bakma bana,
Ya
sen yok ol, ya hep var ol;
Ya
hep benim ol ya da ben hep senin.
Her
anlamda her saniye benliğim,
Dil-i
naçiz senden daha sencil
Mavi
mavi bana aşık ol.
Senleşmeden
gel!
Mevlana'nın
Şems ile dolanan yürek bağlarını
Sarmaşıkla
güneşe benzetip de gel.
Tüm
korkularını, zaaflarını, sessiz çığlıklarını
Aklının
hoyrat kıyılarına vurduğun gibi
Güzelliğinin
en kuytularını aşikar et.
Kıyam ettiği gün Hak aşıkları
Dervişlerin paramparça pabuçları ve soluksuz soluk alışlarıİnsan nazarında
Karıncanın katreden çoğalan ummanları
Benim sana yüklediğim en zifiri manaları
Sorup soruşturmadan, nedenini zikretmeden sev.
Dilimde isyankar bir tüy bittiğinde
Umarsız feveranları silkeleyip gecelerden
Karanlığa gömülmek pahasına saklamaktı başını
En büyük yanılışlarımın arkasına.
Hasretinin işkencelere denk gelmesinden
Korktuğum an sarıldım ruhuna
Dudaklarının derinliği tebessümünle seviştiğinde
Hükmünü kaybetti itirazlarım.
Sevgilim!
Aramakla bulamayacak kadar gizlenmiş göz yakışlarım.
Ruhumun parçaları tuzla buz olup sonsuzluğa dağıldığında
Sen bilmeyeceksin
Bu bekleyiş bence senleyişlere mahkum bir aciz
Tüm iç çekişmelerime inat,
Bana bir gelip hiç gitmeyeceksin...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





