21 Mayıs 2017 Pazar




GERÇEK BİR DÜNYA MASALI: ŞEHRAZAT
Sanmayasın ki; aşk akıl işidir,
Gül ki her gönlün mürşididir.
Kimini kokusuyla şad eder;
Kimini de dikeniyle irşad eder.
                                                   Şems
       Giriş
    Bir aşk damladı yüreklere çok eski bir zamanda. Oracıkta değiştiriverdi âşıklar, tüm aşk ezberlerini. Silkindiriverdi gaflet uykusuna yatmış tembel gönülleri.Onların gözlerine zorla ışık tuttu. “Aşk” dedi her nefesinde ve herkesin karşısında durdu korkudan çok uzakta yaşarken. Tüm yasaklar ve kurallar hayatımıza yön verirken yaşamanın sıradanlığını haykırdı her gelişinde. Kimin, ne zaman ve neye karşı çıkacağını düşünerek geçen bir ömre sahip olmaktansa, o ömrü şerbet yapıp kafaya dikmek daha iyidir diye o şerbeti tek seferde ve kana kana içti. Bir seferde ama tadını tüm benliğinde hissederek kafaya dikti. Korku ve tedirginlikle küçücük yudumlar alanların okumaması gereken bir masal olduğunu da her satırda vurguladı bize. Yüreğinin sesini dikenli tellerle çeviren insanlara inat söyledi yüreğinden geçenleri. Olmayacak denilen her şeyin olduğu bir yer belirledi bukitabın her sayfasında. İnsanların, babadan oğula geçen tabuları uğruna kendilerini tıktıkları bir düzene edilen isyanın masalı bu. Tekdüzeliğe ve kısır döngülere başkaldıran bir kadının bedeninde muştulandı dünyaya. Kadınların ezilip hor görüldüğü, bastırıldığı, sindirildiği, sömürüldüğü, öldürüldüğü ve yakıldığı bir gidişata isyan etti kimseye aldırmadan. Kadınların duygularına gem vurmasını öngören bu düzene, ruhunun sonsuzluğuyla karşı duran bir kadın kendi masalını yazdırdı bana. Yalnızca aşka meyledenlerindir bu masal. Ve o kadının hislerini paylaşabilenlerin… Aşka rağmen, aşkının peşinden gidebilen insanların… Ve çoğunluk olan korkaklara inat, cesaretten asla vazgeçmeyenlerin…
.......

8 Mayıs 2017 Pazartesi



Yağmurlar yağıyorHer damlada geçmişimİçimde cehennem sıcağıTam ortasında bir cennet bahçesiVe SEN…Eğer gelmezsen bir gün ölürsem
Yağmurlu havada güneş açarsaSadece gülümseCennetteki düğünümüze…




Avuçlar açıldığında maviliklere
Bulutlara nispet yapan güneşe inat;
Arzın en meçhul derinliklerinde ara...
Bulmanın yersiz, aramanın eşsiz olduğunu bildiğimden,
Bana dair senlerin her birini toparlayıpYetmeyeceğine inanarak ara...Mahir yüreklere dokunan benliğine Suskunluğunu zimmetleyip, gözyaşını tembihleyipMağrur olmaktan men ederek ara...Aşkın bedenden münezzeh bir sonsuzluk olduğunu tuta tuta hatırında
Bulduğunda tekrar aramaya başlayacağını bile bile...
Aramaktan yılmadan, usanmadan ara...

9 Mart 2017 Perşembe

Suskunluğum felakete seslenir her nefesinle
Durdurulmak ne mümkün aklının zorlu seferlerinde...
Bir tek sen misin sensizliğin şerefine yaşayan
Bende kül oldum aşina bir köşede
Tenha bağırışlarım fısıldadı duvarlarıma
Canımın acısını boğdum bir köşede çığlıklar eşliğinde...

4 Mart 2017 Cumartesi




     


        BEKLEYİŞ...

Toprağın tavından şenlenir çiçeklerim
Her mevsim lal yüreklere dem vurur
O çocuksu gülüşlerin...

Umutlarımı filizlendirdim senin saksında
Göklere başkaldıran damlalardan yardım aldım.
Senin mevsimin gelmeden hazırlanmalıydım.
Sen buralara gelmeden ben tamamlanmalıydım.

Sana dair her şeye göz kırptığım
Fazlalıkları da bir an önce savuşturmalıydım.

Sonbahara az kaldı
Yaza daha da az
İlkbaharın nazını da yok sayarsak
Sen hesap et kaçla kaçı çarpıp, böler vakit şahbazı...




              GÖÇEBE

Kaybettiğim gün başladı ''Ben''le savaşımSensizliğin soluğunu içime doldurduğum an...Önce devam etti aldanmış yanlışlıklarım,Sonra ''Ah''lar içinde kıvranmaya başladı senli mevcudiyetim...Kendimi avutmanın yalanıyla yüzleştiğim lahza anladım:Sen artık benden çoktan, bensizliğe göç etmiş bir bedeviydin...


23 Şubat 2017 Perşembe





PİNOKYO

Dün gitmiştin...
Ve ben her varlığı senle birlemiştim
Dün giderken döneceğim demiştin...
Ve her gece, her gündüz senin yoluna göz dikmişti
Ne denilmesi gerekenleri biliyorum şimdi
Ne de denilmemesi gerekenleri...
Çünkü gitmeden ''geleceğim''
Giderkense ''seviyorum'' demiştin...

22 Şubat 2017 Çarşamba



                               



                                   AÇLIĞIMIN SESİ
Dondurulmuş bir yemeği hazırlamak kadar zahmetsizdi beni sevmek
Sıradan, öylesine bir sergüzeşttim içgüveysinden  hallice
Bir sen duyma diye çırpınırdım
Bir sen anlama diye ne dualara avuç açardım
Senin pervasız gülüşlerine saklanırdım
Saatlerce ararken sen beni sobelemek için
Ben öylesine bir kadındım
Sana tutkun sana meftun
Sen aman vermez bir adamdın
Bana ruhsuz, bana hayal
Tüm duygularımı seninle hamur yaptım dün gece
Arasına senin hayalini koydum
Yoğurdum, yoğurdum
Ta ezelden ebede tüm vakitlere hakim mevcudata değil
Aklımın ve kalbimin laf dinlemez inadına 
Sövdüm, saydım
Nasılsa duymaz sesimi diye 
Sonra pişmanlıktan uzak olduğumu
Karanlığın en dibine 
Haykırdım, haykırdım...



18 Şubat 2017 Cumartesi




            ALDANIŞ
Bana dair senleri topladığımda
Sana ait hiçbir şey kalmamış olacak
Rüzgarlarla hesabımı kapattıgımdan gecikmelerim
Yoksa anka kuşunun kanadından bir tüy koparıp
Tanrıların dağına selam verir
Kafi değil diye ellerimi saçlarında gezdirdiğim anılarla bocalarken zihnim
Fırtınadan önceki sessizlikle pazarlıgımı reddederim.

Arzın en derinine inen hayallerime inat kalemim elimde yine
Sana raks ettiren fikirlerimle harp eden yüreğim
İsyan ediyor bu gece
Garipsememi tuhaf buluyor bu asiliği
Hangi dem kurmuştum ben bu fasılın son paresini
Hangi vakit sana lutfeden muhterem sözlerimle
Senden uzak aynı anda senin ruhuna eş olmuştum...

10 Şubat 2017 Cuma





                 SENDEN DOĞUŞ

Güneşe sarılmalı şimdi alışılagelmiş yokluğun
Sımsıkı sarılıp hiç bırakmamalı
Yaşamanın, yaşayıp var olmanın tek yolu
Yeniden mücadelenin tadına varmanın
Lal edip feveranlara boğulmuş yüreklere
Yeniden el vermeli umutlu gülümseyişlerle
Yarınlara selamlar, hayallere merhabalar sunmalı...
Her türlü zifiri karanlığa inat, hep güne katılmalı...




                     YASAK


Kapatmak istiyorum bütün kapıları
Sessizliğe yol almış yalnız yürekler gibi
Konuşulmasın artık, durgunluk gelsin 
Bütün sevdalara...

6 Şubat 2017 Pazartesi



TAHAMMÜLDEN TAHAYYÜL

Damla damla alıştım sensizliğe, içimin burkulmalarına aldırış etmeden.
Vakitsiz ve amansız bir tutkuya hiç mola verdirmeden
Tutuşan canevime zulmettim merhamet etmeden.
Yağmurların susmasına dahi mana yükleyen bir dervişim diyemem
Lakin damlalara özgürlük sağlayacak kadar cömert kalbim.
Sonbaharı sevdiğini biliyorum,
Ve yağmurları...
Onları sana boğan sensizlik çırpınıyor
Çırpınıyor, çırpınıyor da...
Kurtuluşu var mı, mümkün mü?
''Var'' diyemem... ''Yok'' hiç  diyemem...

1 Şubat 2017 Çarşamba



SÖYLE
Bir zehir ki dillerinde
Dilim acır da konuşamam,
Hissiz kalabalıklardayım.
Şimdi sen karar ver kimsem misin?
Kimsesiz miyim insan aleminde?
Gam-ı güsarım sen misin?
Fütursuzca severim ben
Bak! Duy sözlerimi!
Senden başka yar yok canan yok.
Yokluğun karanlıklarda ilmek ilmek dokundu kalbime
Okunmadı bir sela, eğer kıyam uyanmaksa
Kıyam et ki gör gerçeği
Benim senden çok seven
Benden fazla yok.
 Şimdi söyle bana kimsem misin?                                                                                                             Kimsesiz mi?




UNUTMAK
Hınzır bakışlarında yapmıştık son dansımızı hatırlıyorum.
Zaten hafızamın tüm kayıtları işgalin altında
Başkaldırmak ne mümkün, isyan ne haddime!
Hangi sokak özgürlüğe çıkar?
Hangi yoldan dönsek sıyrılırız bu işten?
Hangi köşeyi dönsem sen, sen, sen…
Tüm çıkmaz sokaklar mı kuşatman altında?
Sığınmacı olsam çıkışı olmayan ülkelere
Ya da limanlara sığmayan gemilere…
Son dansımızı yapmıştık bırakmaya meyilli gevşek kollarında hatırlıyorum.
Zaten unutmak senin çıkmaz sokak sakinlerinden,
Hiç bakmıyor yolunu kaybetmiş ya da kaybını yol etmiş ben gibi meczuplara…
Özlemlerim seni özlüyor, gözyaşlarım sana gülümsüyor,
Bakışlarım daha donuk daha garip…
Bana dair her ne varsa sana itaat etmeyi ibadet sayıyor
Karşı çıkmak ne mümkün!
İsyan ne haddime!
Emrinde her damlası kanımın ve iliklerim sana gebe
Her bir hücrem sen,
Ve yine kabullenmeyip tekrar dönüp baktığımda


İnatla yine sen, sen ve sen…




SEN
Sanki nefesin tüm bedenimde,
Sanki ilk defa karşılaşılan biri gibi yabancı,
Tüm zıtlıklar senden bana kalan.
Varlığımın en birinci nedenidir
Basit bir dudak büzüş,
Her daim sarıp sarmalayan kışkırtıcı bir gülüş, bir süzülüş…
Sanki dokunsam yakalayacak
Sanki çöldeki serap kadar yalan
Sen öpücükler kondururken usulca dudaklarıma
Acımasız sarsıntılar etki etmez cılız varlığıma.
Bir mum gibi eriyip gider bakışlarım
Denizleri kıskandıran nazar boncuklarında.
Öyle durup bakma bana,
Titriyorum kalemini kırdırmış mahkûm çaresizliğinde.
Ya sen yok ol, ya hep var ol;
Ya hep benim ol ya da ben hep senin.
Her anlamda her saniye benliğim,
Dil-i naçiz senden daha sencil
Mavi mavi bana aşık ol.









BENCEYİŞ

Senleşmeden gel!

Mevlana'nın Şems ile dolanan yürek bağlarını
Sarmaşıkla güneşe benzetip de gel.


Tüm korkularını, zaaflarını, sessiz çığlıklarını
Aklının hoyrat kıyılarına vurduğun gibi
Güzelliğinin en kuytularını aşikar et.


Kıyam ettiği gün Hak aşıkları

Dervişlerin paramparça pabuçları ve soluksuz soluk alışları
İnsan nazarında
Karıncanın katreden çoğalan ummanları
Benim sana yüklediğim en zifiri manaları
Sorup soruşturmadan, nedenini zikretmeden sev.



Dilimde isyankar bir tüy bittiğinde
Umarsız feveranları silkeleyip gecelerden
Karanlığa gömülmek pahasına saklamaktı başını
En büyük yanılışlarımın arkasına.



Hasretinin işkencelere denk gelmesinden
Korktuğum an sarıldım ruhuna
Dudaklarının derinliği tebessümünle seviştiğinde
Hükmünü kaybetti itirazlarım.
Sevgilim!
Aramakla bulamayacak kadar gizlenmiş göz yakışlarım.
Ruhumun parçaları tuzla buz olup sonsuzluğa dağıldığında
Sen bilmeyeceksin
Bu bekleyiş bence senleyişlere mahkum bir aciz
Tüm iç çekişmelerime inat,
Bana bir gelip hiç gitmeyeceksin...